Test Çöz

Paragrafta Konu ve Ana Düşünce Testi | Online Test Çöz



Bu sayfamızdan TYT Türkçe dersinin konusu olan Paragrafta Konu ve Ana Düşünce testini çözebilirsiniz. Test sonuçlarını bizimle yorum bölümünden paylaşmayı unutmayın 🙂

Daha fazla paragrafta anlam ve diğer konular hakkında test çözmek isterseniz aşağıdaki butonlara tıklayabilirsiniz.

Paragraf Testleri

TYT Türkçe Testleri

 

Paragrafta Konu ve Ana Düşünce Testi

Tebrikler - Paragrafta Konu ve Ana Düşünce Testi testini başarıyla tamamladın. %%TOTAL%% sorudan %%SCORE%% doğru, %%WRONG_ANSWERS%% yanlış yaptın. Bence %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1
Şimdiye kadar sürdürdüğümüz, kalıplaşmış, sı­radan ve yüzeysel tarih anlayışını terk etmek zo­rundayız. Geçmişi çok yönlü, bilimsel verilerin ışığı altında inceleyerek geleceğe yönelik yorum­ların yapılabildiği bir tarih anlayışını yaygınlaştır­malıyız. Tarih, sadece geçmişin öyküsü olarak algılanırsa, onun bir sıralamadan başka değeri kalmaz. Ne toplumsal gelişimi ne de bireysel ya­şamın etkinliklerini anlatabilir. İleriye dönük ya­rarlar sağlayamaz. Tarihi, devamlılığı olan bir dü­şünce süreci olarak ele almazsak, onun sadece anlamını değil, varlık nedenini de yitiririz.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangi­sidir?
A
Öykü ve tarihin ortak yönleri
B
Tarihin toplumsal gelişime etkileri
C
Tarihin nasıl ele alınması gerektiği
D
Tarihin varoluş sebepleri
E
Tarihin geleceğe faydaları
Soru 2
Doğup büyüdüğüm topraklardan ayrı kalmak gerçekten büyük bir hüzün veriyor bana. Bu duygu zamanla içimde yumaklaşıyor, düğüm­leniyor, ağırlaşıyor. An geliyor ki bu duyguyu ar­tık taşıyamayacağımı düşünüyorum. Sevdiğim bir insanı son yolculuğuna uğurlayamamak, günbatımlarını istediğim yerde yaşayamamak, tanık olmak istediklerimin tanığı olamamak do­kunuyor bana. Bu hüzün; bakışıma, izlenimle­rime dolayısıyla anlatımıma yansıyor.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisin­den yakınmaktadır?
A
Yurdundan uzakta yaşamasının onu derin­den etkilemesinden
B
Yapıtlarında üslubunun değişmesinden
C
Anılardaki güzellikleri yaşama olanağı bulamayışından
D
Duyarlılığının, yaratıcılığını engellediğinden
E
Geleneklerine uygun bir yaşamının olmamasından
Soru 3
Çevirmenin asıl görevi, çeviri yaptığı yazar hak­kında öncelikle bol miktarda bilgi toplamaktır. Çevirmen eğer bilgi toplamadan çeviri yapmaya kalkışırsa çeviri yapacağı dil ile çevireceği yazar arasında bağlantı kurmakta zorlanacaktır. Çevir­men, çevireceği yazarın nasıl giyindiğini, kimler­le dolaştığını, hangi çevrelerde yer aldığını, siya­si bakışının ne olduğunu, konuşma düzeninin rit­mini öğrenmelidir. Eğer varsa, fotoğraflarını inceledikten sonra çevirisine başlamalıdır.

Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağı­dakilerden hangisidir?
A
Başarılı olmak isteyen çevirmenin eğitim düzeyi yüksek olmalıdır.
B
Çevirmen, aynı düşünceyi paylaştığı yazarla­rın eserlerini çevirmelidir.
C
Çevirmen, çeviri yapacağı dili iyi bilmelidir.
D
Çevirmen, yapıtını çevireceği yazarı her yön­den iyi tanımalıdır.
E
Çevirmenlik, yazarlıktan bile zor bir meslektir.
Soru 4
Ben yazarlığa, helikopterle dağın zirvesine bırakılıp dağı tanımaya çalışan bir dağcı gibi başladım. Dağın eteklerinde bırakılıp dağı tanı­yarak zirveye çıkan bir yazar olmaktı amacım. Fakat bu olmadı. Yazarlığın acılarını çok fazla tatmadan bir noktaya geldim. Bu da bir süre sonra unutulup gitmeme neden oldu. Halbuki bir yılan gibi dağın zirvesine sürüne sürüne çık­mayı çok isterdim.

Bu parçadan aşağıdaki genellemelerden hangisine varılabilir?
A
Güçlüklerle başa çıkılarak ulaşılan başarılar sanatçıları ölümsüz kılar.
B
İnsanların bir yere nasıl geldikleri değil, nerede oldukları önemlidir.
C
Kişiler hedeflerine kolay yollardan da ulaşabilmektedir.
D
Kişilerin başarılı olmalarında çevrenin büyük etkisi vardır.
E
Bir sanatçı, ancak kendine özgü yeteneklerle başarıyı yakalayabilir.
Soru 5
Bir sanat eserinin yaşamasında dilinin elbette büyük payı vardır. Ama eski dille yazıldıkları hal­de yaşayan eserler yok mu? Yeni dille yazıldığı halde okunmayanlara ne demeli? Divan şairi bi­ze niçin günümüzün bazı genç şairlerinden da­ha canlı ve yakın geliyor? Bir yazının sanat de­ğeri varsa, sözlük yardımı ile de olsa okunur; öl­mez bir türlü, içte yaşar.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdaki­lerden hangisidir?
A
Yazınımızda okunmayan şairler her zaman vardır.
B
Divan şairleri, kalıcılığı yakalamada günümüz şairlerine örnek olmuştur.
C
Üslup, sanat eserine değer katan tek ölçüttür.
D
Sade bir dille yazılan yapıtlar, ölümsüzlüğü yakalar.
E
Yazın değeri taşıyan yapıtlar, dili ağır bile olsa kalıcılığı yakalar.
Soru 6
Çocuk romanları yazmayı öğrenmeliyiz. Özellikle okumayı henüz sökmüş ve edebi kurgunun tadına yetişkinlerin yardımıyla ulaşmış olan çocuklar için aynı lezzeti kendi kendilerine keş­fetmek kadar sihirli bir şey olamaz. Çocuklar için yazdığımız kitaplarda genel olarak düştü­ğümüz hata, onların bu hazzı yaşamaya olan ihtiyaçlarını göz ardı edip, eğitilmeye olan ihti­yaçlarını öne çıkarma eğiliminde olmamızdır.

Bu parçada yazarın vurgulamak istediği dü­şünce aşağıdakilerden hangisidir?
A
Çocuklar için yazılmış romanlarımız sayıca yeterli değildir.
B
Çocuklara kitap okuma zevkini ancak yetiş­kinler verebilir.
C
Çocuk romanlarında öğretme kaygısı, eserin yapısal lezzetini tatmak isteyen anlayışın önüne geçmemelidir.
D
Eğitim kurumları, işlevlerini yeterince yerine getirememektedir.
E
Çocuklara küçük yaşta okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır.
Soru 7
(I) Şiirimize, Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal ile şairin düşüncelerini şiirlerle yayma geleneği gi­rer. (II) Daha sonra Abdülhak Hamit, oyunların­da şiirden yararlanır. (III) Tevfik Fikret ve Mehmet Akif'te ise şiir, salt toplumsal sorunların dile getirilmesi için elverişli bir söz sanatıdır artık. (IV) Kimse büsbütün haksız diyemez bu anlayışa. (V) Elbette şairin de benimsediği düşünceler, inançlar olacaktır. (VI) Öyleyse bir şairin, düşüncelerini yaşanılır duruma getirmek için şiiri bir araç olarak kullanması çok doğaldır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangi­si, anlatılmak istenen düşünceyi içeren en genel yargıdır?
A
III.
B
V.
C
IV.
D
VI.
E
II.
Soru 8
Bir şiirdeki anlam kapalılığı hata olmak şöyle dur­sun, tersine şiirin güzelliği bakımından çok önemli ve gerekli bir şeydir. Üsluptaki köreltici açıklık, şiirin hayal dünyasında kendi dünyasını kuran okuyucuya hiçbir şey bırakmamaktadır. O zaman şair, en büyük yardımcısını, okuyucunun ruhundan gelecek yardımı, kaybetmiş olur. Sanat eserinin en büyük hedefi, okuyucuyu kendine bağlamaktır. Bunu başaramayan bir eserin diğer tüm güzel yönleri onu sanat eseri yapamaz. Oku­yucu, eserde kendinin tamamlayacağı bir yer bu­lamazsa o eserden sıkılır, zevk almaz.

Bu parçada, aşağıdaki görüşlerden hangisi vurgulanmaktadır?
A
Şairin, şiirde kendi duygularına yer vermeyip okuyucularının ruh dünyasını işlemesi gerektiği
B
Şiirde anlam kapalılığının kusur sayılmaması ve şiiri okuyucuyunun tamamlaması gerektiği
C
Şiirin anlaşılır olmasının okuyucuya kolaylık sağladığı
D
Okuyucunun, bir sanat eserinde gerçekleri araması gerektiği
E
Şiirin, okuyucunun ruhuna seslendiği ölçüde başarılı sayılacağı
Soru 9
Albert Camus'nün: "Aslında savaş içimizdedir." dediği gibi, savaş gerçekten içimizde ve biz o savaşı her an yaşıyoruz. O içimizdeki savaş za­ten dışımızdaki savaşları, kavgaları oluşturmu­yor mu? İçimizdeki çatışmalar ve bunalımlar dı­şımızdaki çatışma ve bunalımlara neden olmu­yor mu? İçimizde barındırdığımız kurt, dışımıza adeta canavarlaşmış ·olarak yansırken oturdu­ğumuz zemini, soluduğumuz havayı, içinde ya­şadığımız doğayı yok ediyor. Kendi kendini yok ediş değil de nedir bunun adı?

Bu parçada anlatılmak istenen düşünce aşa­ğıdakilerden hangisidir?
A
Yaşamdaki olumsuzlukların temelinde insa­nın iç dünyasındaki olumsuzluklar yatmakta­dır.
B
İnsan, savaşlarla sadece karşısındakine de­ğil; kendisine de zarar vermektedir.
C
Doğayı yok eden aslında insanın kendisidir.
D
Savaşlar, insanları hem sosyal hem psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir.
E
Savaşlar sonunda kaybeden hep insanlık ol­muştur.
Soru 10
Bizde eleştiri henüz olgunlaşmadığı için birçok yazar eleştirmenliğe de el atmış. İyi roman yaz­makla, iyi şiir yazmakla iyi eleştirmen olacakları­nı sanıyorlar. Oysa bunlar çok farklı şeyler. Her yazar, bir eleştirmen olmadığı gibi her eleştir­men de bir yazar değildir. Bunu böyle bilip ger­çek eleştirmenler çıkaracağımız zamana kadar, korkarım bu durum böyle sürüp gidecek.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisin­den yakınmaktadır?
A
Eleştirmenlerin iyi birer yazar olamamaların­dan
B
Eleştirmenlik mesleğine yazarların ilgi göstermemelerinden
C
Farklı türlerde nitelikli yazınsal yapıt veren ki­şilerin kendini eleştirmenlik yapabilecek san­masından
D
Eleştirmenlerin kavram kargaşası oluşturma­sından
E
Ünlü yazarlarımızın genç eleştirmenlere des­tek vermemelerinden
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al.
10 tamamladınız.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir